Posted by
LOKMAN TAHA on Wednesday, May 20, 2009 4:05:24 PM
Görmek ile bakmak arasinda ne gibi fark var diye düsündüm. Her ikisi de önemli uzvumuz olan gözlerimiz tarafindan hafizalarimiza kaziniyor. Hal böyle ise (gözlerin eyleme geçme hareketi ise) arada ne fark olacak ki? En dogrusu her ikisini de ayri ayri ele almak...
Görmek: Bu fiilin beyin tarafindan algilanmasi anlamina gelir. Yasamimizda bir seyleri isteriz. Bunun gerçeklesmesi için girisimlerde bulunuruz. Bir emek harcariz ve ortaya bir seyler çikar. Gerçeklesen tüm bu olayin her anini özümseyerek, bilerek, isteyerek, sindirerek yasadigimiz için unutma sansimiz olmadigindan bu hareket görmektir.
Bakmak ise, göz asinaligindan baska bir sey degildir. Özünde bu da bir eylem tarzidir. Irademizin ve bünyemizin pek de istemedigi istem disi bir tavirdir bakmak. Burada amaç, özümsemek degil sadece azicik bilgilenmek ya da baktigimizi tanimak ve de dimagimizi fazla mesgul etmemek. Güncel yasamimizda birçok gelismelere duyarsiz kalmamizin temelinde görmek-bakmak ikilemi yatmaktadir. Belkide yasamimizi yakindan ilgilendiren bir olaya karsi sadece bakmakla yetiniriz o olayi yasamamiz gerekirken. Seyirci kalisimizin birçok nedeni var ancak sadece göz asinaligi olsun diye bakariz. Maksat dostlar alisveriste görsün misali...
73 milyon nüfuslu ülkemizde günlük gazete satisi maalesef 3 - 4 milyonu geçmiyor Satilan bu 3 - 4 milyon gazete 7-8 milyon kisinin eline geçmekte. Dikkat edin okumakta demedim sadece eline geçmekte ifadesini kullandim. Çünkü toplum olarak okuma aliskanligimiz olmadigindan ya da okumayi bir angarya olarak gördügümüz için gazetelere tabiatimiz geregi bakip geçistiriyoruz... Gazeteleri, dergileri, kitaplari ya da daha degisik yayinlari okumak, dinlemek yerine sadece bakmakla geçistirme aliskanligina sahibiz. Neden? Görmek, bilmek istemedigimiz gelismeleri sadece kiyisindan kösesinden göz asinaligi edinmek için yani duyarsiz oldugumuz içindir. Duyarsizligimiz öylesine üst seviyelere tirmanmis ki neredeyse kendi canimizi bile bu ugurda hiçe sayabilmekteyiz...
Burada yazilanlari fazla okuyan (gören) olmayacaktir. Bundan gerçekten eminim. Yazilanlar hayal ürünü degil, elbette ki yasanan gerçekler. Hem de görülmesi ve tepkiselligi harekete geçirmesi gereken gerçekler. Buna ragmen gören ya da baska bir tanimlamayla okuyan ya da dinleyen olmayacaktir.
Bakmakla yetinen çok sayida insanin olacagi inancindayim...
Dilimin döndügü, aklimin yettigi ve tabiatim geregince “Görmek ve Bakmak” ikilisini anlatmaya çalistim. Içinde yasadigimiz dünya bizim, ülke bizim ülkemiz, insan bizim insanimiz, yasa da bizim yasalarimiz, Begenmesek de bunlarin hepsi bizim. Daha çok sayida insanin görme eylemini gerçeklestirmesi dilegiyle...
Ibrahim Hakkari