About Me

Name: Ibrahim Hakkari
Email: sanliurfa_olaygazetesi@hotmail.com Biography
Loading...

Create Your Own Blog Find Other Townhall Blogs

Comments

Blog Roll

 

Saglik Olsun ...

En kötü durumda oldugumuzda, nedense aklimiza gelen ilk cümle “Saglik Olsun” olur. “Saglik Olsun” olmasina da nasil? Ekonomik sartlarin agirligi altinda ezilen halkimiza birde Saglik Bakanliginin sürekli prosedür degisimi sonucu ilaç almakta zorlanan vatandaslarimizin hali pek de iç açici degil dogrusu. Ama yinede “Saglik Olsun”…

 

Günümüzde ikilem içerisinde kalmaya devam ediyoruz. Her konuda oldugu gibi saglik konusunda da ikilemdeyiz. Bir yandan milyarlarca dolari bulan kar paylari ile bilimsel ilaç üreticileri, diger yandan sifanin dogada oldugunu savunan bilim adamlari. Vatandasin kafasi iste tam bu noktada bulanmaya basliyor. Neden mi? Önce “Saglik Olsun” diyelim sonra nedenlere gelelim…

 

Nedenler aslinda gayet açik olmasina ragmen sanki çok bilinmeyenli denklemmis gibi gösteriliyor. Iki ayri gurup olusturan bilim adamlarinin tutumlari, Bir grup bilimsel yöntemlerle hazirlanan ilaçlari savunurken diger grup da dogal bitkilerle sifa bulunacagini ileri sürmekte, bu durumda yine vatandas Riza’nin kafasi bulanacak ama …“Saglik Olsun”…

 

ATO ve Tip Kurumu'nun ilaç raporunda, Türkiye'nin ilaç pazarinda en hizli büyüyen ikinci ülke olmasi, ilaç tekellerinin yönünü Türkiye'ye çevirmesine neden olmustur. Dünya genelinde pazarin yüzde 33'ünü elinde tutan 10 büyük ilaç firmasinin Türkiye'deki pazar payi yüzde 55'e yükseldi. Bu yaniyla Türkiye, sömürgeci tekeller için vazgeçilmez bir ülkedir. 1992'de ithal ilaç orani yüzde 2'yi asmazken, imzalanan patent anlasmasi ile ithal ilaç pazari yüzde 45'e çikti. Türkiye’nin 2005 yili ilaç ithalati 3 milyar dolari bulmustur. Türkiye'nin ilaç ithalati petrol ithalatinin yarisina ulasti. Pazarin yüzde 60'ina yabanci ilaç sirketleri sahip bulunuyor. “Saglik Olsun”…

 

Türkiye her alanda oldugu gibi ilaç konusunda da gün geçtikçe daha fazla disa bagimli bir hale gelmektedir.Disaridan alinan her seyin iyi ve kaliteli olacagi yönündeki yanlis saplantilar bu durumu daha da pekistirmektedir. Oysa  yüzlerce yil önce Ibn-i Sina’nin  röntgen, ultrason gibi cihazlarin olmadigi, laboratuar tetkiklerinin yapilamadigi bir dönemde nasil olup da hastaliklara dogru teshis konulup neye göre tedavi yollarinin izlendigi ve  hastaliklarla mücadelede her bir organin yapisina göre Soguk veya Sicak tabiatli ilaçlarlarin da oldugu derinlemesine arastirilsa, hem bu disa bagimlilik azalacak hem de insanimizin saglik sorunlarina daha kolay çözümler bulunacaktir.

 

Ibn-i Sina’nin adini sadece hastanelere ve özel tip merkezlerine vermekle onu anlamamiz mümkün degildir. Ibn-i Sina, organlarimizi ‘sicak tabiatli’ ve ‘soguk tabiatli’ olarak ikiye ayirdigini ve hastaliklarin tedavisinde sicak tabiatli organlara soguk tabiatli ilaçlar, soguk tabiatli organlara da sicak tabiatli ilaçlar verilmesi seklinde bir yöntem uygulandigini tespit ettim. Fakat ilgilenen yok, Saglik Olsun”…

                               

Bu inceleme isigindan yola çikarak,  Akcigerin Soguk bir organ oldugu ve tedavisinde kullanilacak ilaçlarin da sicak tabiatli olmasi gerektigini ifade eden Ibn-i Sina ve bu konuya destek veren Hipokrat’inda bu tedavi yöntemi, günümüzün modern Tibbinda ele alinarak her hangi bir arastirma yapilamamistir. 

     

Tarihimiz sadece 3 kitada yapilmis savaslardan ve kazanilan zaferlerden ibaret degildir. Tip alaninda da birçok arastirmalar yapilmis ve önemli insanlar yetismistir. Ancak bu degerlerimiz yeterince arastirilmamakta ve eserleri incelenmemektedir. ve bu insanlarin ölmesiyle, bulmus olduklari yöntemler ve yazmis olduklari eserlerin de rafa kaldirilmasi durumuyla karsi karsiya kaldigimiz için hep diyoruz ki;  Saglik Olsun”…Saglik Olsun”…   

 

 

Ibrahim Hakkari

Email ItEmail It | Print ItPrint It | CommentsComments (0) | TrackbacksTrackbacks (0) | Flag as offensiveFlag as Offensive