Posted by
Ibrahim Hakkari on Tuesday, May 19, 2009 7:43:05 PM
Hak,
Hukuk, Adalet, kisilerin birbirleriyle yada kisilerin devletle olan
problemlerinde kanunlarda yazildigi sekilde herkese esit, insanlarin temel hak
ve özgürlüklerine aykiri olmadan uygulanmasi gereken kurallar bütünüdür. Yoksa
halk arasinda “orman kanunlari” diye nitelendirilen herkesin
gücünün yettigine istedigini yapabildigi bir sistem ortaya çikar. Bu
söylediklerimin dogru oldugunu gerek anayasa gerekse de Türkiye Cumhuriyetinin
imzalamis oldugu birçok uluslararasi anlasmada teyit etmektedir.
Simdi bu kadar temel bilgiyi verme sebebime gelecek olursak; geçtigimiz
gün yasadigim bir olay bana bu ülkenin bir hukuk devleti gibi degil de, sanki
belli kisilerin keyfine göre is ve islem yaptigi, yine bu kisilerin adeta
kendilerini insanüstü bir varlik gibi görmelerini ve karsilarindaki insanlara en
temel insani haklarini bile vermeden diledikleri gibi hareket
etmislerdir.
Konunun kamuoyu ve degerli Sanliurfa il yöneticileri tarafindan da
bilinmesi ve hepimizin gerekli dersi çikarmasi gerektigine inanarak, bundan
böyle bu tür olaylarin yasanmamasi için elimi tasin altina koyup daha detayli
bir sekilde paylasmak istedim.
Ülkemizde ve özelliklede bölgemizde hemen her ailede görüldügü üzere kimi
zaman anlasmazliklar çikmaktadir. Bu tür bir anlasmazlik yasayan bir kisi olarak
ailemle yasadiklarim hatta aile içerisindeki bir tartisma esnasinda
yaralandigima inanin fazla üzülmedim. Olayin beni üzen kismi ülkesini, halkini,
vatandasini korumak ve de kollamakla yükümlü olan ve Bozova’da görev yapan bazi
isgüzar güvenlik kuvvetlerinin tavir ve davranislaridir.
Sikayetçi oldugum bir olayla ilgili, çagirmis oldugum kolluk
kuvvetlerinin ilk görevinin kisinin saglik durumunun kontrol edilmesi ve en
yakin saglik merkezine götürülmesi mi yoksa jandarma tarafindan 7,5 saat
bekletilmesi mi olmasi gerekirdi…
Ülkemizde yada bölgemizde veya Bozova da yasalar degisti de biz mi
bilmiyoruz acaba…
Yasalarimiz karsisinda suçu sabit görülmedikçe herkes masumdur.
Kaldi ki bir an suçlu oldugumu varsayalim. Sonuçta yarali ve kan kaybeden kim
olursa olsun güvenlik güçlerinin ilk yapacagi sey derhal ilk yardimda bulunmak
veya en yakin hastaneye yetistirmektir. Oysa Jandarma Teskilati Görev ve
Yetkileri Yönetmeligi, jandarmayi “yaralilari ivedilikle ilgili saglik
kurulusuna göndermekle” yükümlü kilmaktadir.
Basimdan geçen olayda tamamen kolluk kuvvetlerinin keyfiligi ve
umursamazligi vardi. Söyle siralayacak olursak; Olay jandarma intikal etmesi
sonucunda, jandarma görevlilerine 4 farkli cep telefonlariyla defalarca haber
verilmesine ve olay yeri ile jandarma arasinda mesafe 3 km olmasina ragmen 1,5 saat
sonra gelmesi.
Jandarmanin beni aracin arka kisminda, ailemi de beton zemin üzerinde
yaklasik 7,5 saat tutmalari.
Üstegmen, basçavus ve uzman çavusa kanamam oldugunu ve beni hemen
hastaneye yetistirmelerini söylememe ragmen bana hitaben, “sen
gazeteciymissin, simdi valiyi, alay komutanini da tanirsin bu olayi yazacak
misin?” seklinde benimle alay ederek gülmeleri.
Jandarmanin olay yerine yaklasik 00:30 ‘da gelmesi ve beni sabah 06:30
‘da Bozova devlet hastanesine getirmeleri.
Doktorun, asiri kan kaybindan dolayi beni acilen Sanliurfa devlet
hastanesine sevk etmesine ve hastaneye hemen götürülmem gerekmesine ragmen
Bozovadan 20 Km uzaklikta bulunan yaylak jandarma komutanligina
götürülmemi.
Burada yaklasik birkaç saat daha bekletilerek ifadem alindiktan sonra bir
jandarma eri refakatimde minibüsle Sanliurfa devlet hastanesine ertesi günü saat
10 25 götürülmemi...
Kolum çok kötü durumdaydi hatta ben acil serviste bekledim kimse benimle
ilgilenmedi oradaki yetkili ve uzmanlik alani olmayan birkaç
personel beni tedavi etmeye çalisti, bana bu kesigin ne zaman
oldugunu soruldugunda: gece saat 2300 de yani 11 saat önce oldugunu söyledim.
Simdiye kadar nerdeydin soruldugunda; bu sorunun cevabini jandarmaya sorun
dedim. Oradaki görevlilerden birileri sadece pansuman yapmanin yeterli
olabilecegini söylemesi.
Bende israrla 11 saat kan kaybettigimi ve kolumun çok kötü oldugunu
onlara anlatmaya çalistim. O sirada benim kolumda ciddi bir sekilde kanamam
devam ediyordu ve benim israrlarim üzerine doktor oldugu söylenen
bayanin kontrolünde oradaki saglik personeli, benim bilegimdeki yaraya 6 dikis
atarak dikti. Kolumun dikilmesinden sonra ben sag kolumun sistigini ve iki
parmagimi oynatamadigimi söyledim ve bu yarayi bir ortopedi uzmanina gösterelim
mi sordum orada ki bir baska doktorda “ kardesim sende amma yaptin ufacik bir
yara için deger mi demesi.
Bu olaydan sonra benim iki parmagim tamamen hareketsiz biride yari yariya
hareket eder sekle geldi durum üzerine Sanliurfa’da el cerrahisi konusunda uzman
doktor olmamasi sebebiyle Malatya Inönü Üniversitesi Turgut Özal Tip Merkezinde
tekrar bir cerrahi müdehale geçirmek zorunda kaldim ve bilegimden kolumun eklem
yerine kadar yaklasik 4 saat süren ve 20 dis dikis çok sayida da iç dikis atilan
bir cerrahi müdehale geçirdim.

Bu tatsiz olayda kesinlikle tüm güvenlik kuvvetlerimizin ayni tavir ve
davranislari sergiledigine inanmiyorum. Burada sadece ve sadece isgüzar birkaç
kisiden söz etmekteyim. Isgüzarligin yani sira Gazetecilik Meslegimle de alay ve
kismen tehdit söylemler de bulunan, yarali ve kan kaybeden bir insani 11 saat
bekleten bu görevliler karsisinda kendim ve bölge insanlarimiz adina Hak, Hukuk
ariyor ve de Adalet istiyorum…
Ibrahim Hakkari
RAPOR 1
RAPOR 2

RAPOR 3
