Posted by
Ibrahim Hakkari on Tuesday, May 19, 2009 7:09:06 PM

.gif)
Herkese Merhaba...
“Agaç Yasken
Egilir”
Yazima çok anlamli bir Ata Sözümüzle
baslamak istedim.
Birçok seyde oldugu gibi insanin içinde
yatan cevher çocuklugundan baslar. Bende milyonlarca çocuktan biriydim ve
gazetecilige karsi merakim neredeyse sokakta misket oynama yasimdan baslamisti.
O tarihlerde gazeteci büyüklerimi hayranlikla izliyor ve kendi kendime
“büyüyünce bende gazeteci olacagim”
diyordum...
Gazeteciligin çok saygin ve yararli bir is
dali, vazgeçilmez bir sevda, bir tutku oldugunu duydum büyüklerimden. Bu ugurda
servetini batiran, haber verme, toplumu bilgilendirme adina evini, esini,
çocuklarini ve de asini yitiren, ilkeliliklerinden asla taviz vermeyerek
canlarini veren yigit gazetecileri
saygiyla, sevgiyle, hürmetle ve rahmetle
aniyorum...
Ülkemizde birçok zorluklar yasandi,
iktidarlar degisti, darbeler oldu derken büyüdük ve is sahibi, es sahibi olduk.
Kimimiz ise torun sahibi oldu. Içimdeki kara sevdaya kavusma vakti geldi dedim
kendi kendime. Ve bu sevdamla ilk bulusmami gerçeklestirmenin heyecani ve
zevkiyle yasamim anlam buldu. Ilk baslarda beklide bir hobi veya içimde kalan
bir ukde olan eksikligi tatmin amaciydi beklide yaptigim ama keyif ve tat
aliyordum...
Gazete ve gazetecilik nedir? Gazeteci kime
denir?
“Bana mutlulugun resmini yapabilir misin
Abidin? Isin kolayina kaçmadan ama” Sair ne kadar güzel söylemis. Bana
Gazeteciligin tanimini yapabilir misiniz? Isin kolayina kaçmadan ama. Sorumu
ortaya soruyorum adres göstermem gerekirse günümüzün deyimiyle hizli
gazetecilere(!)...
Gazetecilik ugruna servetini batiran,
ilkelerinden cani pahasina vazgeçmeyen, isini, asini hatta esini dogru bildigi
degerler için yok sayan kaç kisi kaldi? Daha dogrusu kaldi mi? Kaldi diyen varsa
beri gelsin... güzelim meslegimiz bugün ne durumda, acaba bize birakilan miras
gerçekten bugünkü tablomuydu? Neden meslegimizi yapmaktan utanir hale geldik?
Neden halkimizin gözünde inandiriciligimizi yitirdik? Sorular ve nedenler uzayip
gidiyor...
Meslektaslarim beklide karsi çikacaktir
düsüncelerime. Beklide haddini asti diyerek karsi duranlar da olacaktir. Ya da
içlerinden yüzüme karsi daha agir sözler söyleyenler bile
çikacaktir...
Gazetecilikte yozlasma 12 Eylül süreciyle
basladigi gözlemlerimden kaçmadi. Bu güzelim saygin meslek bugün bakin nasil
ayaklar altina alindi. Neden “Ben gazeteciyim demekten utanir” hale geldik?..
Yozlasma, özellikle yerel gazetelerde ekonomik sikintilarin da etkisiyle hizla
yayildi.
Gazeteciligin sayginligi, itibari ve
rahatligi insanlarda popülist olma hissi uyandirdi. Bu his önceleri hatir gönül
meselesiyle basladi sonra çigirindan çikti. Bugün geldigimiz noktada meseleye
vakif olmayan kasap, bakkal, manav, kuyumcu vb. meslek sahipleri Gazeteci oldu /
olduruldu. Bu meslek erbabi insanlari küçük gördügümden degil. Gazeteci olmak
sanirim yasada ekmegini bu isten kazanmasi gerektigini, baska bir isi
olmayacagini açikça belirtmistir.
Kisisel özel muhabbetler sonucu insanlara
gazetenin tanitim karti verilmesi dönemi basladi. Bu tutum ve davranis ilk
zamanlar itici gelmedi belki ama gün geçtikçe iliskiler laçkalasti ve isin
içinden çikilmaz hal aldi. Her önüne gelene gazetenin tanitim karti dagitanlar
da rahatsizlik duyunca feryat etmeye basladilar. Nasil mi?
Gazeteci(!) yaptiklari kisiler süreç içinde
kolay yolu seçerek isi santaja, yalana, tehdite götürdü. Kimileri bununla
yetinmeyip haftalik, aylik gazete sahipleri oldu. Mantar gibi gazeteler türemeye
basladi ve böylece meseleye vakif olmayan sahislar Gazeteci(!) hatta gazete
sahibi olarak Gazete ve gazeteci(!) enflasyonu yasanmaya baslandigi dönem
basladi. Kisik sesle baslayan tartismalar, Çikar çatismasi (Ilan-reklam geliri)
bas gösterince feryatlar figanlar yüksek sesle konusulur hale geldi.
Çikardiklari Gazetelerin(!) köselerinde
söz düellosu basladi ve hala devam etmekte. Sanirim bu zihniyet var oldugu
sürece sonsuza kadar böyle sürüp gidecek.
Az kalsin unutuyordum. Bu kadar gelismelerin
içerisinde birde Gazetecilerin Cemiyeti veya Dernekleri vardir. Bu kuruluslara
mesleginde en seçkin(!) kisiler seçilerek gelmekte. Her önüne gelene gazetenin
tanitim kartini veren kisilere ne gibi önlem almislar veya gazeteciligin hak
ettigi yere gelmesi için ne yapmislar? Ben sahsen olumlu hiçbir girisimlerini
görmedim. Beklide olmustur da ben görmemisimdir.
Cemiyetlerimiz artik sadece lokal olmaktan
çikmadigi, meslegi sayginlastirma hareketi için adim atmadigi sürece bu
tartismalar, söylemler devam eder diye düsünüyorum. Bu durumu olusturanlar bunu
bertaraf edecekler. Yeri ve zamaninda alinmaliydi önlemler. Atalarimiz,
“Agaç Yasken Egilir” sözünü bosuna
söylememis...
Ibrahim
Hakkari / Gazeteci-Yazar