About Me

Name: Ibrahim Hakkari
Email: sanliurfa_olaygazetesi@hotmail.com Biography
Loading...

Create Your Own Blog Find Other Townhall Blogs

Comments

Blog Roll

 

Sigara'nin Albenisi...

     

    

   Dünyada ve Türkiye'de sigara  karsiti mücadele gelisiyor. Dünya her gün 11 bin yeni sigara tiryakisi kazaniyor. Sigara dolayisiyla meydana gelen ölümler de bu oranda artiyor. Bu yil 4 milyon kisi sigara yüzünden hayatini kaybetti. 2020'li ya da 2030'lu yillarda ise her yil 10 milyon kisinin sigaradan ölecegi tahmin ediliyor. Sigara tekelleri, özellikle 14-24 yas grubunu hedef aliyorlar ve tiryakilik oranlarini çogaltmak için çesitli reklam kampanyalarina basvuruyorlar.

 

   Gelismis ülkelerde satislari sinirlanan sigara tekelleri, hedef olarak az gelismis ülkeleri seçerken, sigara karsiti mücadele de artiyor. Dünya Saglik Örgütü bu yil 31 Mayis Sigarasizlik Günü'nü, sigara karsiti kampanyaya dönüstürdü. Örgüt tarihinde ilk kez, üye ülkeleri baglayici kapsamli bir tütün karsiti yasa hazirliginda. Türkiye de, "Tütün mamullerinin önlenmesine dair Kanun"u koruma mücadelesi veriyor.

 

   Kendi ülkelerinde sigaraya karsi gelisen tepkiler ve yasal düzenlemeler nedeniyle pazar alanlari iyice kisitlanan sigara tekelleri çareyi Türkiye gibi genç nüfusun fazla oldugu ve yasal engellerin az oldugu gelismekte olan ülkelere yayilmakta bulmustur.

 

   Eger bir ülkede halkin %50’den fazlasi sigara kullaniyorsa, sigaraya baslama yasi 11 ise, gelismis toplumlarda sigara içmenin azalmasi nedeniyle yilda 3 milyon müsterisini kaybeden çok uluslu sigara tekellerinin dünyadaki 7. büyük sigara pazari olmakta ise, hekimlerin de %55’i sigara içiyorsa bu ülkede ters giden bir seyler var demektir; bahsettigimiz ülke maalesef  Türkiye’dir .

 

   Gelismis ülkelerde örnegin Amerika Birlesik Devletleri’nde sigara sirketlerine karsi açilan milyon dolarlik davalar ve bu sirketlere karsi yürütülen lobi faaliyetleri, sigara içen kisilere karsi yapilan engellemeler örnegin ise alimlarda sigara içenlerin tercih edilmemesi, kamusal alanlarda sigaranin yasaklanmasi Amerika’da sigara içenleri beyazlar, zenciler ve yabancilardan sonra 4. sinif insan durumuna düsürmüstür .

 

   Bati’nin birakmis veya terk etmis oldugu seyleri almak millet olarak bir numarali huyumuz oldugundan sigara konusunda da ayni duyarliligi ??  yine gösterdik ve gösteriyoruz. Türk ekonomisine yapmis oldugu katkilar, yaptigi yatirimlarla göz dolduran merhum Sakip Sabanci’nin kurmus oldugu Sabanci Holding’in Philip Morris firmasiyla ortaklik kurarak 1993 senesinde Izmir’in Torbali ilçesinde fabrika açmasiyla PM firmasi Türkiye’de üretim kapasitesi yilda 28 milyar sigara olan bir fabrikaya kavusmustur.

 

   Sigara paketlerinin üzerlerine son dönemde yazilmis olan “Sigara öldürür”, “sigara akciger kanserine neden olur” türünden yazilarin sigara satislarinda küçük de olsa bir azalmaya yol açtigi söylenmektedir; sigara tüketiminde özentinin rolü büyüktür, birçok insan sirf imaj olsun diye sigara kullanmaktadir. Bunun yaninda sigara paketlerinin renk, sekil ve üzerlerindeki yazi karakterleri de bu özentiyi artirmaktadir, bazi sigaralar sirf paketleri veya markalari güzel diye daha fazla satilmaktadir.

 

    Bu konuda sigara paketlerinin üzerlerine sigaranin zararlariyla ilgili yazilmis bulunan ibareler de kullanilmak kaydiyla bütün sigara markalarinin paketlerinin ayni renk; markalarini belirtir harflerin ayni renkte, boy ve ayni yazi karakterinde olmasi seklinde bir düzenleme yapilirsa sigara paketlerinin insanlar üzerinde özentiye yol açan psikolojik etkisinin de ortadan kalkarak toplumumuzda sigara tüketiminin ve sigaraya baslama oraninin büyük oranda azalma gösterecegi kanaatindeyim.

 

   Örnegin bütün sigara paketleri siyah renkte, üzerlerindeki markayi gösterir yazilarin kirmizi renkte, bütün sigara markalarinin ayni yazi karakterinde ve paketler üzerinde marka ibaresi ve sigaranin zararlarini gösteren ibareler disinda hiçbir yazi ve süsleme kullanilmamasi, paketlerin görüntüsünün tamamen sade olmasi seklinde bir yasal düzenlemenin yapilmasi toplumuzun sagligi ve ülke ekonomisi açisindan büyük zararlara neden olan sigara tüketimini büyük oranda etkileyecektir.

 

   Yapilan istatistiklere göre sigaranin neden oldugu hastaliklardan ölen insanlarimizin sayisi trafik canavarinin neden oldugu sayinin çok üzerindedir. Bu konuyla ilgili her gün yeni bir adim atilmali gerekli yasal düzenlemeler vakit kaybetmeksizin yapilmalidir .

 

Ibrahim Hakkari  / Gazeteci-Yazar 

Email ItEmail It | Print ItPrint It | CommentsComments (0) | TrackbacksTrackbacks (0) | Flag as offensiveFlag as Offensive

Oglum Sen Adam Olmazsin...

   “Bilim Adami” olmak ayricaliktir. Her ebeveyn çocuklarini en iyi sartlarda ve okullarda okutup ilim irfan sahibi, vatanina ve milletine faydali olmasini ister. Bu konuda büyüklerimiz çocuklarina çok çesitli Ata Sözlerini hatirlatirlar. Büyüklerimizin en çok kullandigi ise “oglum sen adam olmazsin” ve “okumak cehaleti alir” diye baslayan sözlerdir.

   Bilim ve ilim adina birçok degerli beyinler, kafalarina takilan konularda dogal olarak dogru yöntemi bulmak için arastirma yaparlar. Bu anlayisla hareket ederek birkaç kisi veya gurup olusturarak bir araya gelir, fikir teatisinde bulunurlar. Amaç, dogru olani bularak insanliga hizmet etmektir.

   Buluslar, kurallar, söylemler, öneriler, teshisler, tedaviler kisacasi bilim adina her sey elbette “Bilim Adamlari”nin isidir. Siradan bir insanin buluslari “Bilim Adamlari”nin onayi olmadan hayata geçirilmiyor. Nedeni ise meseleye vakif olmayan bir kisinin ürettigi düsünce ehliyetli insanlar (Bilim Adamlari) tarafindan incelenip gelistirilerek insanliga bir katki yapmasi içindir. Bu konuda nereden çikti? Durup dururken “Bilim Adamlari” ile hasir-nesir olduk. Bununda bir nedeni var ve nedenlerini simdi siralayacagim. Insanlarin durusu ve bakisi hakkindaki yorumu ise kamuoyuna birakacagim.

   “Insan ve Organlarin Tabiat” konusunu binlerce yil önce ele alan düsünürler, bilginler, filozoflar “Insan Organlari”ni inceleyerek bugünkü tip''i olusturmuslar. Insan sagligi ile ilgili her türlü konu ve bilgiyi Hipokratlara, Ibn-i Sinalara borçluyuz. Uzun zamandir ilginç bir konu olan “Organ Tabiatlar”ini incelerken kafama takilan bölümleri “Bilim Adamlarimiza” teknoloji araciligiyla mail olarak bildirdim. Birçok “Bilim adamlarimiz sag olsunlar duyarlilik ve insani yaklasimla konu hakkinda düsüncelerini ilettiler. Bunun yani sira Harran Üniversitesi Yrd.Doç''lerimizden birisi ilginç bir yanit vermis. Bu yaniti aynen sizlere aktaracagim.

    “Bu ne kardesim saçma sapan konularla bana mesaj gönderiyorsun. Sen kendini ............. mi saniyorsun. Bana bir daha mesaj gönderme” demis ve bitirmis.

   Harran Üniversitesi''nde Yrd. Doç'' lik yapan bu arkadasimiz sanirim bu sözleri söylerken kullandigi kelimelerle kimleri töhmet altina aldiginin bilincinde degildi. Saçma sapan diye niteledigi isler bakalim kimlerin tezleriymis: Tibbin babasi olarak dünyanin kabul ettigi HIPOKRAT, dünya tip camiasinin saygi duydugu, 600 yil boyunca tüm Avrupa ülkelerinde tip hocasi olarak kabul gören IBN-I SINA ve EMPEDOKLES gibi bugünkü bilimsel tibbin öncüleridir.

   Sevgili Yrd. Doç''imiz, “Saçma sapan” dedigin konu dünya tibbina önderlik etmis ve hatta andini tüm hastane ve muayenehanelerinde bulundurdugunuz HIPOKRAT,''a ve özellikle Fransa''da Tip Fakültelerinde büyük boyutta resmi ve arastirmalari ders olarak verilen IBN-I SINA''ya aittir. Simdi siz bu konuya saçma sapan diyebilmeniz için Hipokrat ve Ibn-i Sina''yi ve yillardir dünya tibbiyla ugrasan insanlari asagilamis oluyorsunuz. Bu degerli insanlarimizin düsünce ve tezlerine saçma sapan demek için o tezleri çürütmek gerekir. SayinYrd. Doç.''imizin “Insan Tabiati” konusunu çürütecek çok gizli arastirmalari ve tezleri mi var? Yok, ise sanirim dünya tibbina hizmet vermis insanlara ve o bilgi isiginda egitim görmüs tüm insanlardan özür dilemeli.

   Ben Yrd. Doç.''imizin bu sözleri söylerken bir dil sürçmesi yaptigini saniyorum. Akli basinda hiçbir ilim irfan sahibi söyledikleri sözlerin nereye gidecegini ve kimleri hedef alacagini bilmeden söylemez sanirim.

   SayinYrd. Doç.''mizin birde sorusu vardi onu da yanitlayayim. Sayin Yrd. Doç.''imiz, ben kendimi ............... sanmiyorum. Ben, benim. Kendi kimligim, kisiligim, düsüncem ve arastirmamla ben benim. Ya siz kimsiniz? Ya da sizin deyiminizle: Siz kendinizi ne saniyorsunuz?

 

Ibrahim Hakkari  / Gazeteci-Yazar  

Email ItEmail It | Print ItPrint It | CommentsComments (0) | TrackbacksTrackbacks (0) | Flag as offensiveFlag as Offensive

Gazetecilik...

 

    Herkese Merhaba...  

 

   “Agaç Yasken Egilir”

 

   Yazima çok anlamli bir Ata Sözümüzle baslamak istedim.

 

   Birçok seyde oldugu gibi insanin içinde yatan cevher çocuklugundan baslar. Bende milyonlarca çocuktan biriydim ve gazetecilige karsi merakim neredeyse sokakta misket oynama yasimdan baslamisti. O tarihlerde gazeteci büyüklerimi hayranlikla izliyor ve kendi kendime “büyüyünce bende gazeteci olacagim” diyordum...

 

   Gazeteciligin çok saygin ve yararli bir is dali, vazgeçilmez bir sevda, bir tutku oldugunu duydum büyüklerimden. Bu ugurda servetini batiran, haber verme, toplumu bilgilendirme adina evini, esini, çocuklarini ve de asini yitiren, ilkeliliklerinden asla taviz vermeyerek canlarini veren  yigit gazetecileri saygiyla, sevgiyle, hürmetle ve rahmetle aniyorum...

 

   Ülkemizde birçok zorluklar yasandi, iktidarlar degisti, darbeler oldu derken büyüdük ve is sahibi, es sahibi olduk. Kimimiz ise torun sahibi oldu. Içimdeki kara sevdaya kavusma vakti geldi dedim kendi kendime. Ve bu sevdamla ilk bulusmami gerçeklestirmenin heyecani ve zevkiyle yasamim anlam buldu. Ilk baslarda beklide bir hobi veya içimde kalan bir ukde olan eksikligi tatmin amaciydi beklide yaptigim ama keyif ve tat aliyordum...

 

   Gazete ve gazetecilik nedir? Gazeteci kime denir?

 

   “Bana mutlulugun resmini yapabilir misin Abidin? Isin kolayina kaçmadan ama” Sair ne kadar güzel söylemis. Bana Gazeteciligin tanimini yapabilir misiniz? Isin kolayina kaçmadan ama. Sorumu ortaya soruyorum adres göstermem gerekirse günümüzün deyimiyle hizli gazetecilere(!)...

 

   Gazetecilik ugruna servetini batiran, ilkelerinden cani pahasina vazgeçmeyen, isini, asini hatta esini dogru bildigi degerler için yok sayan kaç kisi kaldi? Daha dogrusu kaldi mi? Kaldi diyen varsa beri gelsin... güzelim meslegimiz bugün ne durumda, acaba bize birakilan miras gerçekten bugünkü tablomuydu? Neden meslegimizi yapmaktan utanir hale geldik? Neden halkimizin gözünde inandiriciligimizi yitirdik? Sorular ve nedenler uzayip gidiyor...

 

   Meslektaslarim beklide karsi çikacaktir düsüncelerime. Beklide haddini asti diyerek karsi duranlar da olacaktir. Ya da içlerinden yüzüme karsi daha agir sözler söyleyenler bile çikacaktir...

 

   Gazetecilikte yozlasma 12 Eylül süreciyle basladigi gözlemlerimden kaçmadi. Bu güzelim saygin meslek bugün bakin nasil ayaklar altina alindi. Neden “Ben gazeteciyim demekten utanir” hale geldik?.. Yozlasma, özellikle yerel gazetelerde ekonomik sikintilarin da etkisiyle hizla yayildi.

 

   Gazeteciligin sayginligi, itibari ve rahatligi insanlarda popülist olma hissi uyandirdi. Bu his önceleri hatir gönül meselesiyle basladi sonra çigirindan çikti. Bugün geldigimiz noktada meseleye vakif olmayan kasap, bakkal, manav, kuyumcu vb. meslek sahipleri Gazeteci oldu / olduruldu. Bu meslek erbabi insanlari küçük gördügümden degil. Gazeteci olmak sanirim yasada ekmegini bu isten kazanmasi gerektigini, baska bir isi olmayacagini açikça belirtmistir.

 

   Kisisel özel muhabbetler sonucu insanlara gazetenin tanitim karti verilmesi dönemi basladi. Bu tutum ve davranis ilk zamanlar itici gelmedi belki ama gün geçtikçe iliskiler laçkalasti ve isin içinden çikilmaz hal aldi. Her önüne gelene gazetenin tanitim karti dagitanlar da rahatsizlik duyunca feryat etmeye basladilar. Nasil mi?

 

   Gazeteci(!) yaptiklari kisiler süreç içinde kolay yolu seçerek isi santaja, yalana, tehdite götürdü. Kimileri bununla yetinmeyip haftalik, aylik gazete sahipleri oldu. Mantar gibi gazeteler türemeye basladi ve böylece meseleye vakif olmayan sahislar Gazeteci(!) hatta gazete sahibi olarak Gazete ve gazeteci(!) enflasyonu yasanmaya baslandigi dönem basladi. Kisik sesle baslayan tartismalar, Çikar çatismasi (Ilan-reklam geliri) bas gösterince feryatlar figanlar yüksek sesle konusulur hale geldi. Çikardiklari Gazetelerin(!)   köselerinde söz düellosu basladi ve hala devam etmekte. Sanirim bu zihniyet var oldugu sürece sonsuza kadar böyle sürüp gidecek.

 

   Az kalsin unutuyordum. Bu kadar gelismelerin içerisinde birde Gazetecilerin Cemiyeti veya Dernekleri vardir. Bu kuruluslara mesleginde en seçkin(!) kisiler seçilerek gelmekte. Her önüne gelene gazetenin tanitim kartini veren kisilere ne gibi önlem almislar veya gazeteciligin hak ettigi yere gelmesi için ne yapmislar? Ben sahsen olumlu hiçbir girisimlerini görmedim. Beklide olmustur da ben görmemisimdir.

 

   Cemiyetlerimiz artik sadece lokal olmaktan çikmadigi, meslegi sayginlastirma hareketi için adim atmadigi sürece bu tartismalar, söylemler devam eder diye düsünüyorum. Bu durumu olusturanlar bunu bertaraf edecekler. Yeri ve zamaninda alinmaliydi önlemler. Atalarimiz, “Agaç Yasken Egilir” sözünü bosuna söylememis...

 

 

 Ibrahim Hakkari  / Gazeteci-Yazar 


Email ItEmail It | Print ItPrint It | CommentsComments (0) | TrackbacksTrackbacks (0) | Flag as offensiveFlag as Offensive
« Previous12Next »